Fırsat, Her Şeydir!

“Ben; Einstein’ın beyninin kıvrımları veya kütlesiyle, onunla neredeyse eşit yeteneğe sahip kişilerin pamuk tarlalarında ve terhanelerde yaşayıp öldüğü gerçeğinden daha fazla ilgilenmiyorum.” Stephen Jay Gould

Gould’un yine farkını hissettirdiği sözlerinden birisi… Tek bir cümleyle o kadar fazla şey öğretiyor ki, kendisini hasretle anmamak mümkün değil! Sadece bir bilim insanı değil, aynı zamanda halkın içinden birisi olan, şöhretini hiçbir zaman halkı aşağılamaya, hor görmeye, küçümsemeye kullanmamış, gerçek bir bilim insanıydı Gould. Bir bilim insanının sadece bilim icra etmek değil, aynı zamanda halkı anlamak, onlarla aynı değerleri paylaşmasa da önem verdikleri değerleri anlamak ve onları geliştirmek, modernize etmek, ileriye taşımak gibi sorumlulukları olduğunu da bilen, büyük bir bilgindi Gould. Halk kahramanlarını hiçbir zaman aşağılamamıştı. İşkenceyi ve işkencecileri hiçbir zaman yüceltmemişti. Tek yaptığı, kendisini var eden halktan biri olmak ve onlara karşı sorumluluk hissetmekti. Bu nedenle Einstein’ın beyni gibi anaakım görüşün heyecanla yaklaştığı bir konuyu ele alıp, o konuyu, kendisinden beklenen bir şekilde kıvrak bir zekayla çok daha can yakıcı bir gerçeğe dikkat çekmek için kullandı: fırsat eşitliği…

Einstein, eğer ki doğru fırsatlara sahip olmasaydı ve bu fırsatları doğru değerlendirmeseydi, hiçbir zaman “Einstein” olamayacaktı. Bu, Einstein’ın zekasını küçümsemek için kullanılan bir ifade değildir. Yalın bir gerçektir. Her an, Dünya’nın her köşesinde Einstein kadar, hatta ondan daha zeki insanlar olduğu bir gerçektir. Fakat bu potansiyellerin neden birer Einstein’a dönüşmediği sorusu, toplumun dikkatli analizi ve yönlendirilmesini gerektiren, hassas ve önemli bir sorudur.

Bu konuda karşımıza çıkan en kritik nokta, şüphesiz fırsat eşitliğidir. Birçok insan “eşitlik” kavramını tam olarak algılayamaz. Eşitlik, eşit olmayanların zorla eşitlenmesi anlamına gelmez (bazı istisnai durumlar haricinde). Eşitlik, herkesin eşit fırsatlara sahip olması demektir. Bu, elbette idealist bir yaklaşımdır. Her zaman, herkesin, %100 eşit fırsatlara sahip olması neredeyse imkansızdır. Ancak bu, devletlerin ve yasa yapıcıların bunu hedef alması gerektiği gerçeğini değiştirmez. Eğer ki bir yerlerde “baba parası” yiyen vasat insanlar sırf mülk ve zenginlik nedeniyle fırsat eşitsizliğinden faydalanabiliyor ve öne geçebiliyorsa, içi çürük bir sistemde yaşıyoruz demektir. Ne zaman ki bir kişinin sosyoekonomik durumuna bakılmaksızın aynı fırsatlar o kişilere sağlanabilir, o zaman bir şeyleri başarmışız demektir.

Bir köşesinde hiçbir emek harcanmadan zevk ve sefa sürülürken, diğer bir köşesinde her gün işçilerin ve emekçilerin evine bir lokma ekmek götürebilmek için canlarını ipin ucuna koydukları bir Dünya, üzerinde yaşayan en zeki türün açık bir başarısızlığa uğradığını gösteren bir Dünya’dır.

Biz, bundan çok daha iyiyiz.

Biz, bundan daha iyisini başarabiliriz.

 

Kaynak: Evrim Ağacı

Yazının orijinal metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir