Şirketinize Değil, Hedeflerinize Bağlı Kalın

Bir şirketi arkadaşlarınıza tavsiye ediyor olmanızın sizi neden o şirkete bağlı yapması gerektiği konusunda soru işaretleriniz varsa, haklısınız.

İnsanlar hedeflerine bağlıdır, şirketlere değil. Çalışan bağlılığı da bir efsanedir. Bir kurumda kalma niyetinizle o kurumun size sundukları örtüşüyorsa kalmayı tercih edersiniz. Bu gayet mantıklı bir seçim. Şirketler de aynı şeyi yapar. İşi büyüteceklerse, insan alımını artırır; giderleri azaltmak isterlerse 15 yıllık çalışanlarına gözünü kırpmadan ‘Good-Bye My Lover’ diyebilirler. Hiç bir duygusallığı yoktur durumun. 10 ve 15 yıllık plaketlerinizi de elinize tutuşturarak, bağlılığınızı taçlandırırlar. Şirketin tüm sorumsuz davranışlarını da size yıkarak performansın iyi değildi diyebilirler. Siz şirketin performansını beğenmiyorsanız, aynı şekilde ayrılabilirsiniz. Günümüzde çalışanların çoğu kurumlarında para kazanma mecburiyetleri olduğu için kalıyor. Bu da bağımlı olmak için yeterli bir sebep sayılabilir.

Gallup verilerine göre dünyada çalışanların sadece %13’ü bağlı çalışan kategorisinde. Geri kalan %87’si ne alemde? Türkiye’de geçenlerde yönettiğim bir panelde yer alan İnsan Kaynakları yöneticilerine göre şirketleri muhteşem ve çalışanları da inanılmaz bağlı, mutlu ve mesut. Gallup belki de Türkiye’ye özel bir araştırma yapmalı. Bizim şirketleri harika yapan, inovasyonu ve yaratıcılığı yüksek, çalışan bağlılığı tavan yapmış şirketlerimizi araştırmalı.

Çalışan bağlılığını sağlamaya çalışan birim İnsan Kaynakları birimi. Kurumlarda bu rolü olanların bağlılığı ne durumdadır diye merak eden Uludağ Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü’nden Prof. Dr. Aşkın Keser’in araştırmasına bir göz atalım.

İnsan Kaynakları Alanında Çalışma Nedeni

İnsan Kaynakları alanında çalışanların %65’i kişisel özelliklerinin mesleğe uygun olduğunu düşündüğü için bu alanı seçtiğini söylerken, sadece % 8’i bu meslekte bir gelecek gördüğünü belirtiyor.

Araştırmaya katılanların sadece %8’inin insan kaynaklarını geleceği olan bir meslek olarak gördüğünü belirtmesi, bu departmanın stratejik öneme sahip olduğu düşüncesiyle de örtüşmediğini işaret ediyor.

Prof. Keser diyor ki “Kişilik özelliklerinin hangi açıdan bu mesleğe uygun olduğunu düşündükleri önemli” ve “İnsanlarla ilgilenmeyi seviyor olabilirsiniz, ama  insanla ilgilenmekten hoşlanan her kişinin psikolog olmasının önerilmediğini biliyoruz. Bu sonuç, İnsan Kaynakları mesleğini seçenler için de geçerlidir. Sonuçlar bireylerin bilinçli tercih yaptığını göstermekle birlikte; cevapların niteliği bireylerin ne denli doğru bir seçim yaptığını sorgulatır niteliktedir. Örneğin İnsan Kaynakları çalışanları, “iş dünyasını daha insani bir yapıya kavuşturmak amacıyla böyle bir mesleği seçiyor olduklarını düşünselerdi, gelecek gördükleri bir meslek oranı daha da güçlü çıkabilirdi. Çünkü bu düşünce meslek kavramının özelliklerinden birisi olan ‘toplumsal fayda sunma’ özelliği ile eşleşir. Şayet çalışan sadece kendisini mutlu etmek için çaba harcıyor ise bu sonuç düşündürücüdür. Aradaki nüans budur”.

İşten Ayrılma Eğilimi Yüksek

Araştırma, İnsan Kaynakları departmanında çalışanların şirketten ayrılma eğiliminin oldukça yüksek olduğuna, çalışan bağlılığının da düşük olduğuna dikkat çekmekte.

Prof. Keser bu sonucu şöyle yorumluyor: ‘İnsan Kaynakları çalışanlarının işten ayrılma eğiliminin yüksek çıkması, görevleri işletmelerde çalışanların işgücü devir oranını azaltma rolü olan bu çalışanların öncelikle kendi meslek gruplarındaki yüksek işgücü devir oranını değerlendirmesi gereken bir konudur. Siz kurumunuza bağlı değilseniz, kurumun işgücü devir oranını artırma motivasyonunuzun da düşük olacağı anlamına gelecektir. Kurumlar işlerine ve işyerlerine bağlı çalışan kazanmak için çaba harcıyor. Bu hedefin, günümüz dünyasının ve çalışma alışkanlıkları dikkate alındığında ne kadar mümkün olduğu tartışılabilir; hele hele Y kuşağı gerçeği dikkate alınırsa insan kaynakları uzmanlarının bu konuları sorgulamaları gerekmektedir.’

İnsan Kaynakları Çalışanlarının Kuruma Bağlılığı Düşük

Araştırma sonuçlarına göre insan kaynakları çalışanlarının iş tatmini de ortalama düzeyde. En büyük tatminsizlik sebebi terfi olanaklarının düşük olması olarak ortaya çıkıyor.

Prof. Keser bu sonuca da şöyle bir yorum getiriyor: ‘Yapılan diğer araştırmalardan biliyoruz ki, terfi ve ücret, çalışan bağlılığını sağlayan en önemli iki faktörü oluşturuyor. Şirketlerin terfi sorununu çözmek için geliştirdikleri yeni ve kişiyi önemli hissettiren ünvanlarsa, çözümden ziyade, hiyerarşinin yükselmesine sebep oluyor.’

Körü körüne bağlılık, bağımlılıktır.

 

Yazar: Fatmanur Erdoğan

Kaynak: Yenibiris.com

Yazının orijinal metnine buradan ulaşabilirsiniz.

One Comment

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir