Y Kuşağı ne istemez?

Artık onları bilmeyen yok desek yeridir. Finanstan hızlı tüketime, enerjiden perakendeye, teknolojiden eğitime, hemen tüm sektörlerde gündemi belirleyen onlar. Yani Türkiye’nin Y kuşağı. 27 milyon kadarlar ve her yerdeler… Bu sebeple de, haklarında çok konuşuyoruz; nasıl ikna edelim, nasıl motive edelim, nasıl tutunduralım, nasıl yönetelim (ki bu lafı sevmediğimi peşinen belirtmeliyim) konularında tartışıp duruyoruz. Bu kuşak ne istiyor, anlamak için epey çabalıyoruz. Bir de madalyonun diğer yüzünü çevirelim o zaman ve ne istemediklerine bakalım.

SEBEBİNİ ANLAMADIĞIM BİR SONUÇ İÇİN ÇABALAMAMI İSTEME

Boşuna Y kuşağı demiyoruz onlara. (Generation WHY) Bitmek bilmeyen sorgulamalarının orta yerinde  “Neden” sorusu duruyor. Çünkü anlam odaklılar. Anlamı kavramadan harekete geçmelerini beklemek delilik olur. Bu sebeple “ben istiyorum ve öyle olacak” tadındaki modası geçmiş yöneticilik söylemi işe yaramıyor. Liderin talep ettiği iş sonucunun ardındaki gerçeği ve anlamı paylaşma sağduyusu geliştirmesi gerekiyor.

SEVMEDİĞİME SAYGI DUYMAMI BEKLEME

İşte statükoya başkaldıran bu kuşağın en belirgin özelliklerinden biri. “Benim için sevgi ve saygı ayrı kutularda değil” diyen bu kuşağın sanırım kendinden önce gelen X kuşağından en temel farklılıklarından biri bu. Zira biz X’lere şu öğretildi: Herkesi sevmek zorunda değilsin ama saygı göstermen lazım. Özellikle de kimlere? Statü sahibi olanlara! Y kuşağı bu ezberi bozuyor ve markalara, şirketlere, liderlere, kurumlara kısaca “büyük”lere şu mesajı veriyor: Sana saygı duyabilmem için seni sevmem lazım. Bunu sağla; yani benimle ilişki kurmayı!

BENİ KATEGORİZE ETME

Gezi Parkı protestoları sürecinde gençlerin yazdığı duvar sloganları içinde en çok dikkatimi çekenlerden biri şuydu: “Mustafa Keser’in askerleriyiz.” İlk bakışta sadece komiklik olsun diye yazılmış bir mesaj izlenimi verse de, fikrimce satır arası anlamı Y kuşağının ne istemediğine bir örnek. Bence bu kuşak, “bizi şu veya bu grubun mensubu, adamı ya da askeri diye etiketlemeyin” diyor. Farklı kutular içinde ayrıştırılmak değil, bütünleştirilmek istenen bir kuşaktan bahsediyoruz yani.

Şimdi Y kuşağından olmayan okurlar şunu söyleyebilirler: E bunları biz de isterdik! İşte kuşaklar arası farkın en belirgin olduğu yer de sanırım burası. Bunları içten içe istemek başka bir şey, yüksek sesle dile getirmek bambaşka. Bunlara rağmen bir şirkette çalışmaya devam edebilmek başka bir şey, bunlar sebebiyle oradan gitmek bambaşka.

 

Yazar: Evrim Kuran

Kaynak: Yenibiris.com

Yazının orijinal metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir